24 Eylül 2020

İLETİŞİM KURAN NESNELER DÜNYASI

Günümüzde internet, farklı yollardan bağlanma seçenekleri sayesinde, bize geçmişte mümkün olmasını asla hayal edemediğimiz fırsatlar veriyor. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte internet aracılığıyla uzaktan kontrol edebildiğimiz nesnelere komut verme sistemi çoktan hayatımıza girdi. Şimdi bu nesnelerin kendi başına bu işlemleri gerçekleştirdiğini hayal edin. Kulağa biraz korkutucu geliyor, öyle değil mi? İşte nesnelerin interneti (internet of things/IoT) adlı teknoloji, bunu mümkün kılıyor. Akıllı televizyonlar, akıllı otobüseler ve otobüs durakları, akıllı elektrik sayaçlarının yanı sıra, kalp ritmini, cilt sıcaklığını, aktivite seviyelerini ve kalori harcamalarını ölçebilen cihazlarla IoT’a sahip nesneler hayatımıza girmeye başladı bile. Bu sistem daha da geliştirildiğinde nesnelerle küresel bir sinir sistemi oluşturulacak. Yıllar önce aklımıza bile gelmeyen olanaklar günümüzde kanıksadığımız şeylere dönüştüğüne göre IoT teknolojisiyle bilim kurgu filmlerine birkaç adım daha yaklaşacağımızı söyleyebiliriz. IoT’un hayatımızda neleri değiştireceğine dair öngörüler konuşulmaya başlandı. Ancak bugünkü öngörüler aslında çok daha büyük bir hikayenin yalnızca parçaları.
 
Nesnelerin interneti ne demek?
IoT; bilgisayarların, dijital/mekanik araçların ve nesnelerin birbirleriyle bir ağ/internet üzerinden haberleşebilmesi anlamına geliyor. Bu nesneler bir insan-bilgisayar etkileşimine ihtiyaç duymadan internete ya da birbirlerine bağlanarak aralarında veri transferi yapabiliyor. Bulaşık ve çamaşır makinesi, buzdolabı, kahve makinesi, kulaklıklar, lambalar, giyilebilir cihazlar hatta makine parçaları ve açma-kapama şalteri olan tüm nesneler bu gruba dahil sayılıyor. Tabii bunun için internetin çok gelişmiş bir veri duyma, toplama, aktarma, analiz etme ve dağıtma becerisine ulaşması gerekiyor.
 
Nasıl çalışıyor?
IoT teknolojisi; nesnelerin ve alanların içine gömülen sensörler aracılığıyla çalışıyor. Bu sensörler, nesnelerin birbirini görüp tanımasını ve o ortamdan veri toplamasını sağlıyor. Toplanan verilerin aktarımı, nesne-nesne ya da kullanıcı-nesne arasında kurulan iletişimle mümkün oluyor. Süreçlere, sahalara, cihazlara ya da çevreye ait veriler IoT teknolojisine sahip nesnelerden transfer edilebiliyor. Bağlantı kurabilen akıllı nesneler ve cihazlar, birbiriyle haberleşerek edindiği verilerle ne yapmaları gerektiğini biliyor ve buna göre hareket edebiliyor.
 
Günlük hayatı nasıl etkiliyor?
Etrafımızda gördüğümüz birçok şey, gelecekte birbiriyle iletişim kurabilecek. “Peki, bu hayatımızı nasıl etkileyecek?” diye sorarsanız size çok da uzak olmayan bir gelecekteki bir gününüzü hayal etmenize yardımcı olalım: Sabahları alarmınız sizi uyandırmakla kalmayıp kahve makinesini harekete geçirecek. Diyelim ki bir toplantıya gidiyorsunuz: Aracınız sizin için takviminize erişecek ve sizi toplantı noktasına götürebilecek. Geç kalıyorsanız otomobiliniz, toplantıya katılanlara geç kalma durumunuzu bildirebilecek. Caddelere gömülen sensörleri kullanarak gerçek zamanlı park yeri belirleyebileceksiniz. Ofis ekipmanlarınız, malzemeleri tükendiğinde sipariş verebilecek. Bunun yanı sıra, bu teknoloji, nesnelerin uzaktan yönetim olanağı sayesinde akıllı şehirlerde atıkları azaltmaya ve enerji verimliliğini artırmaya yarayacak.
 
Neden gerekli?
IoT, günlük hayatı kolaylaştırmakla kalmayacak, çalışma biçimlerini ve iş süreçlerini de etkileyecek. Halihazırda akıllı telefonlar, tabletler ve internete bağlanabilen tüm cihazlar yüzünden internete bağlantı trafiğinde aşırı yoğunluk oluşuyor. IoT bu noktada, birbirine bağlanabilen cihazlar için dev bir ağ imkanı sunacak. Bu da internet trafiğinin epey rahatlamasını sağlayacak.
 
Otokar’da IoT çalışmaları
IoT kavramının doğal bir sonucu olarak endüstriyel sistemler, internet ve networkler’e bağlanıyor. Bu nedenle gelecekte tesisleri bekleyen en büyük risklerden biri siber saldırılar olarak değerlendiriliyor. Otokar, dijital dönüşüm projeleri kapsamında geliştirdiği Endüstriyel Robotlu Kalite Kontrol Sistemi projesinin güvenliğini sağlamak üzere sistemin emniyet ve siber güvenliğini üst seviyeye çıkarmayı hedefiyle yazılım geliştirmek üzere uluslararası bir projeye iş ortağı olarak katıldı. 2019 yılında başvuruda bulunan 30 proje fikri arasından sıyrılarak Avrupa Birliği Araştırma ve İnovasyon Çerçeve Programı Horizon 2020’den destek almaya hak kazandı. Üç yıl sürecek proje kapsamında Otokar, Avrupa’nın önde gelen özel şirket ve üniversitelerinden oluşan 37 kurumla iş birliği içinde çalışıyor.