28 Ağustos 2023

Dünden Bugüne Toplu Taşımacılık

Dünden Bugüne Toplu Taşımacılık

Kentleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanan toplu taşımacılık pratikleri, tüm dünyada ilk olarak atlı taşıtlarla başladıktan sonra kablolu tramvaylar ve motorlu taşıtlarla sürdürülüyor. Yakın gelecekte de otonom araçların ve güneş enerjili otoyolların toplu taşımacılığın çehresini değiştireceği tahmin ediliyor.

Belirli bir güzergah ve zaman çizelgesine sahip olacak şekilde kamunun kullanımı için sunulan ulaşım hizmetlerinin genel adı olan toplu taşımacılık, oldukça köklü bir geçmişe sahip. Elbette her coğrafyada özellikle kentleşme dinamikleriyle doğrudan ilişkili olacak şekilde farklı bir seyir izlemiş olsa da tarihte toplu taşımacılık fikrinin doğduğu ilk anlara ve bugünkü toplu taşımacılık pratiklerine dair genel değerlendirmelerde bulunmak mümkün.


Atlı vagonlardan kablolu tramvaylara
Toplu taşımacılık fikrini kamusal olarak ilk kez ifade eden ismin Blaise Pascal olduğu konusunda bir mutabakat söz konusu. Her ne kadar kısa sürede başarısızlığa uğramış olsa da Pascal’ın 1662’de Paris’te öncülük ettiği atlı vagonlarla sunulan ulaşım hizmeti ilk toplu taşımacılık denemesi olarak kayda geçmiş. Matematikçi, felsefeci ve yazar kimliğiyle tanınan Pascal’ın giriştiği denemede her biri 6-8 yolcu taşıyabilen yedi atlı aracın sabit güzergahlar boyunca hizmet verdiği biliniyor. Bu öncü deneme başlangıçta coşkuyla karşılansa da 1675’te sona ermiş ve toplu taşımacılığın Paris’e geri dönüşü için iki yüzyıl daha beklenmesi gerekmiş.

Toplu taşımacılık tarihinin bir sonraki uğrağının önde gelen aktörüyse omnibüs olarak adlandırılan atlı taşıtlar. 19. yüzyılın sonu itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da kullanımına başlanan bu taşıtların 4-6 yolcu kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor. Londra sokaklarına 1831’de çıkan omnibüslerle hizmet vermek için sürücülerin lisans sahibi olmaları gerekiyor. Paris ise Londra’dan daha evvel omnibüslere ev sahipliği yapıyor. 1828 yılı itibarıyla Paris sokaklarında hizmet vermeye başlayan bu taşıtların çeyrek saatte bir, belirli güzergahta yolcu taşıdığı ifade ediliyor. 12-18 yolcu kapasitesine sahip bu taşıtlar, kullanımda oldukları dönemde oldukça büyük rağbet görüyor.
 
Atlı taşıtların ardından toplu taşımacılık sahnesine kablolu tramvaylar çıkıyor. Ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanılan bu taşıtlar, bu ülkede ilk olarak 1868’de New York’ta faaliyete başlıyor. Belirli bir ray hattı üzerinde ve hareketli bir kablo aracılığıyla çalışan bu taşıtlar hızla atlı vagon ve omnibüslerin yerini alıyor. Avrupa’da ise ilk deneme 1883’te Liverpool’da gerçekleştiriliyor ve ardından Fransa ve Portekiz gibi diğer Avrupa ülkelerinde de kablolu tramvay sistemleri inşa ediliyor.


Motorlu taşıtlardan toplu taşımacılığın geleceğine
19. yüzyılın sonuna doğru ilerlediğimizdeyse motorla çalışan otobüslerin üretimine tanık oluyoruz. 1936’da dizel motorlu taşıtların üretimine başlanırken 20. yüzyılın ortasında yolcu kapasitesi 50 kişiden fazla otobüsler üretiliyor. Türkiye’de ise otobüsle gerçekleştirilen şehir içi toplu taşımacılığın tarihi 1927’ye dayanıyor. Bu tarihten yalnızca bir sene sabit güzergahlarda hizmet verilmeye başlanıyor.

Toplu taşımacılık hem erişilebilir niteliği hem de binek taşıt kullanımı karşısında daha çevreci bir alternatif olması nedeniyle bugünün kentleri için gerek toplumsal gerek çevresel sürdürülebilirliği hayata geçirebilmek adına hayati bir öneme sahip. Teknolojik gelişmelerin bugün ulaştığı noktaysa toplu taşımacılığın çehresini yakın gelecekte dahi önemli ölçüde değiştirebilme potansiyeli taşıyor. Örneğin bugün pek çok şehir otonom taşıtları toplu taşımacılık sektörünün bir parçası haline getirmek için adımlar atarken güneş enerjisi üreten otoyol projeleriyse şehir içi ulaşım hizmetlerine iklim dostu bir nitelik kazandırma potansiyeli taşıyor.


Erişilebilir ve alternatif yakıtlı otobüs ailesi 
Türkiye’nin önde gelen toplu taşıma otobüsü üreticisi Otokar, gerek belediyeler gerek özel işletmeler için ürettiği otobüs ailesini Türkiye ve dünya pazarlarıyla buluşturmayı sürdürüyor. Engelli, çocuklu ve yaşlı yolcuların ihtiyaç duyduğu erişilebilirliği sağlayacak ekipmanlara sahip şekilde üretilen otobüsler, doğal gaz ve elektrik gibi alternatif yakıt seçenekleriyle satışa sunulurken dizel motorlu Otokar otobüsleriyse Euro 6 emisyon standartlarında üretilerek alıcılarla buluşturuluyor.