23 Kasım 2020

Asırlık Geçmişi Ve Efsaneleriyle Tarsus

Asırlık Geçmişi Ve Efsaneleriyle Tarsus
Akdeniz bölgesinde bulunan Mersin’in en doğusundaki ilçe, Tarsus. Deniz ticaretiyle önemli bir konumda olan bu ilçe, kültürlerin kaynaşma noktası aynı zamanda. Arkeolojik zenginliğiyle tarihe ışık tutan Tarsus’ta bir gün tarihe yolculuk ederken bir başka gün şelale manzarası eşliğinde doğal güzelliklerin büyüsüne kapılabiliyorsunuz. Doğanın tadını çıkarmak ve tarihi güzelliklerin büyüsüne kapılmak için Tarsus’ta öne çıkan noktalara göz atıyoruz.
 
Kleopatra Kapısı
Tarsus’un hemen girişinde bulunan Kleopatra Kapısı, günümüze kadar ulaşmayı başaran antik tek şehir kapısı. Bizans döneminde inşa edilen bu yapı, öncelikle Deniz Kapısı olarak anılıyormuş. Kapının bu şekilde anılmasıyla ilgili rivayet ise şöyle: MÖ 41’de Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra, sevgilisi Romalı General Antonius’la buluşmak üzere Tarsus’a geldiğinde, büyük kutlamalarla karşılanır ve kente Deniz Kapısı’ndan girermiş. O günden sonra Deniz Kapısı, Kleopatra Kapısı olarak anılır olmuş.
 
Antik Yol
Tarsus’un merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Sağlık Mahallesi, Roma Yolu’yla ünlü. Yılan derisine benzeyen serpantin taşıyla bezeli yolun üç kilometrelik kısmı neredeyse ilk günkü gibi. Bu yol üzerinde beş metrelik kemerli bir kapı bulunuyor. Kesme taştan yapılmış kapının Kilikya sınırlarının başlangıç yeri olduğu tahmin ediliyor. Roma Yolu’nun her iki tarafında bulunan korkuluk duvarı yol boyunca devam ediyor. Yol üzerinde Roma ve Bizans döneminden kalma mezarlara rastlamak mümkün. Antik Yol olarak gösterilen Roma Yolu dağlık bir yerde olduğundan, Tarsus ve civarı, sahile kadar bu yol üzerinden görülebiliyor. Şehre bir de tepeden bakmak isteyenler için ideal.
 
Tarsus Şelalesi
Tarsus’un merkezinin kuzeyinde, Berdan Çayı üzerindeki Tarsus Şelalesi’nin bulunduğu alan Roma döneminde mezar ve mezar odaları olarak kullanılıyormuş. Bahar aylarında şelalenin yükselen debisiyle genişleyen gölet, güneşin batışıyla tablo misali bir görüntü oluşturuyor. Kayaların oyularak yapıldığı, Roma dönemine ait mezarları görmek isteyenlerse suların çekildiği dönemlerde Tarsus Şelalesi’ni ziyaret ediyor.
 
Kırkkaşık Bedesteni
Deniz ticareti sayesinde kültürleri buluşturan Tarsus’un kendine has yapısıyla bir bedesteni bulunuyor. Önceleri aşevi olan Kırkkaşık Bedesteni, cumhuriyet dönemiyle birlikte kapalı bir çarşıya dönüştürülmüş. Bedestende bulunan dükkanlarda hem yöresel hem de hediyelik eşyalar bulunuyor. Kırkkaşık Bedesteni, yerel olanı tanımak ve anı olarak bir şeyler almayı sevenlerin uğrak yeri.
 
Otantik evler
Sadece eski Tarsus evlerinin bulunduğu Kafeler Sokağı, zamana direnen mimarisiyle tarihin canlı kalmasını sağlıyor. Fotoğraf meraklılarının uğrak yerlerinden olan bu sokaktaki evler, yörede çokça olduğu gibi kireçtaşı ve ahşap kullanılarak inşa edilmiş. Görsel olarak oldukça ilgi çeken bu sokak filmlere ev sahipliği de yapıyor.
 
Şahmeran efsanesi
Tarsus’la ilgili hikayelerin en çok bilineni, Şahmeran Efsanesi. Vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, alt kısmıysa yılan şeklinde olduğu rivayet edilen Şahmeran, efsaneye göre Tarsus çevresinde yaşıyormuş. Arkadaşları tarafından düştüğü kuyuya terkedilen Cansab (Lokman Hekim) ile Şahmeran’ın arkadaşlığına dayanan bu mesele, efsanevi güzel Şahmeran’ın hamamda öldürülmesiyle son buluyor. Tarsus’taki şifalı olduğu söylenen Şahmeran Hamamı’nın özelliği de bu efsaneden geliyor.